...::: 46. Bölge Uşak Eczacı Odası:::...
...:::46. Bölge Uşak Eczacı Odası:::...



Anasayfa
Odamız
Başkanın Mesajı
Üyelere Duyurular
Haberler
Tarihçe
Uşak
Üyeler
Komisyon Üyeleri
Mevzuat
Eczane Rehberi
Nöbetçi Eczaneler
İlan Panosu
Takas Panosu
Kurum Telefonları
İlçe Temsilcileri
Uşak İli.
Turnike Sistemi
Faydalı Bilgiler




İLİN TARİHÇESİ
İlimizin milattan önce 4000 yıllarından itibaren yerleşim bölgesi olarak kulanıldığı anlaşılmaktadır. Hitit Krallığı egemenliğinde bulunan bölge, M.Ö. 2500'lerde Luvi istilasına uğramış, Hitit Krallığı dağıldıktan sonra, M.Ö.7. yüzyıllarda Eğe Lidyalılar ile Frigyalılar arasında paylaşılamamıştır. Dünyada ilk kez parayı kullanan Lidyalılar,Uşak'ın batısında hakimiyet sürmüşlerdir. Lidyalılar zamanında Ege Bölgesi'ni yakındoğuya bağlayan tarihi "Kral Yolu" Uşak'tan gecmiştir. M.Ö. 6. yüzyılda bütün Anadolu Pers İmparatorluğuna bağlanmıştır.

M.Ö. 4. yüzyılda Büyük İskender'in Pers İmparatorluğu'nu yıkmasıyla, bölge önce Makedonya Devleti, daha sonra Bergama Krallığı ve M.Ö. 2. yüzyılda Roma İmparatorluğu, M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasıyla 700 yıl boyunca Bizans hakimiyetinde kalmıştır.

1071.Malazgirt zaferinden sonra, Anadolu'nun fethi ile görevlendirilen 1.Süleyman Şah, Uşak'ı Selçuklu Devleti'ne katmıştı. Selçuklu Devleti'nin dağılmasından sonra kurulan beylikler döneminde Germiyanoğulları bölgede hakimiyet sürmüş, 1391 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanoğullarına katılmıştır. Fetret Devri boyunca Karamanlılar elinde kalmış, 1414'te tekrar Germiyanoğullarına geçmiş, 1429'da Osmanlı Devletine katılmıştır.

Uşak'ın İstiklal Savaşımızda önemli bir yeri vardır. Yunan Orduları Komutanı General Trikopis Göğem Köyü'nde esir alınmıştır. 1 Eylül 1922'de Uşak işgalden kurtulmuş, 2 Eylül 1922'de, daha sonra Atatürk ve Etnografya müzesi olan evde teslim almışlardır. Kütahya iline bağlı bir ilçeyken, 15 Temmuz 1953 tarihinde çıkarılan 6129 sayılı kanunla il statüsüne kavuşmuştur.

İLİN ADI
Uşak kelimesi; Çağatay Türkçesi'nde "oğul, torun", Arapça'da "aşıklar", halk dillinde ise "esir, köle" olarak üç değişik anlam ifade etmektedir. Bir yer adı olarak Uşak, ne Anadolu'da Türkler'den önce yaşayanların verdiği bir adın uzantısı, ne de Türkçe bir kelimedir. Uşak adının birden çok anlamı olmasına rağmen bir yerleşim bölgesine isim olarak verilmesi arasında bir bağlantı kurmak güçtür.

Evliya Celebi, Seyehatname'sinde şeddeli olarak verdiği bu yer adının veriliş nedenini şöyle açıklamaktadır: "...ve bu şehrin bağ ve bahçesi çoktur ve ab-ı havasının letafetinden mahbub ve mahbubesine haddi hasır olmadığından Uşşak'ı çoktur. Anın için Uşşak şehri derler mahbubları Uşşak perestlerdir. Hakikatülhal bu şehre bir garibütdiyar kimesine gelüp bir iki gün mihman olsa elbette aşık olması mukarredir..." Bazen Uşşak bazen de Uşak şeklinde yazılan şehrin adı hakkında birtakım efsanevi rivayetler bulunmaktadır. Bu rivayetlere göre "şehrin güneyindeki Mende köyü büyük bir kasabadır ve adı Menos'tur".

Oğuz Türkmenleri buralara inince Menos'u istila etmişler ve adını "Mende" diye kendi hancerelerine kolay gelecek şekilde vermişlerdir. O zaman Uşak'ın oldugu yer boştur ve Mende Bey'in mandırasıdır. Mandıraya oğullarını oturtmuştur. Bey mandıraya her gidişinde oğullarını murad ederek (Ben Uşşak'a gidiyorum) haberini bırakır. Bolca tekrarlanan bu deyim, bir semt ismi olarak kalır. Başka bir rivayete göre de "Mende köyü, yine büyük bir şehir ve Uşak'ın olduğu yer Mende beyine Bey'ine ait bir mandıradır. Mende Bey'i burada yedi kişilik yönetici bakıcı bir
topluluk oturtmuştur. Zamanla anlar ki, bu yedi kişinin yedisi de her biri bir dalda aşık insanlardır. Kimisi işine aşık, kimisi sanatına aşık, kimisi de manevi hasletlerine ruh yüceliğine malik aşıklar."

Ortada bir sekizinci aşık daha vardır. O da bizzat Bey'dir. Bey, mandıradaki yedi aşıkın, aşklarına aşıktır. Ve içinden, biricik güzel kızını bunların en küçügüne vermeyi geçirmektedir, fakat kızın gönlünü bilmeden, tereddüt etmektedir.

Bir gün içinden geçeni kızına açar ve öğrenir ki, kızı da o yedi aşıktan en küçüğüne aşıktır. Babanın ve kızın katılmaları ile adetleri dokuza çıkan aşıklar, Mende'den göç ederek buraya yerleşirler. Dokuz aşık'ın yerleştikleri bu yer de, yakışan ismi kendiliğinden alır; "Uşşak".

Uşak adının nerden geldiği konusunda gerek Evliya Çelebi'nin verdiği bilginin, gerekse rivayetlerin doğruluk derecesini tespit edebilecek yeterli bilgiye sahip değiliz. Bu yerleşim yerine Uşak adının konulmasının sebebi, daha kaynaklarda tespit edilememiştir. Ancak XI, yüzyılın sonlarından itibaren Anadolu'ya gelen ve XII. yüzyılın ikinci yarısından, özellikle son çeyreğinden itibaren kendi şartlarını yaratan Selçuklu çağının oluşturduğu bir iskan yeri, yani bir Türk şehri olsa gerektir. 1255 tarihinde yaptırılan Çanlı Köprü, Uşak'ın Selçuklular devrinde meydana gelen bir Türk şehri olduğu tezini güçlendirmektedir.

KARUN HAZİNELERİ
Uşak'tayız. Kentin ünlü ve eski camilerinin önünden geçiyoruz. Germiyanoğlu Yakup Bin Süleyman tarafından 1421 yılında yaptırılan Ulu Cami, bunlardan en ünlüsü. Bir başka tarihi cami olan Burma Cami ise, Köme Mahallesi'nde 1570 yılında inşa edilmiş. Büyük yangınlar geçiren Karaali ya da Kareler Camii'nin yapım tarihi 1519. Eybek ya da Büngüldek Camii de denen Kurşunlu Camii ise 16. yüzyılda inşa edilmiş.

Tarihi camileri ziyaret ettikten sonra bu kez, herkesin rüyalarını süsleyen Karun Hazineleri'ni görmeye gidiyoruz. Tarihçi Heredot'a göre, Lidya Krallığı'nın son sülalesi Mermnadlar, ülkeye yaklaşık 141 yıl egemen olmuşlar. Bu sülalenin son kralı ise Karun adıyla tanınan Kroisos'muş. Tarihte ilk kez parayı icat eden insanlar olan Lidyalılar, kısa zamanda ilkçağ dünyasının en zengin ülkesi haline gelirler. Kroisos da akıl almaz zenginliği sayesinde 'Karun kadar zengin' deyiminin doğmasına yol açar. 1965, 1966 ve 1968 yıllarında, Uşak'ın Güre Köyü yakınlarındaki Lidya tümülüslerindeki kaçak kazılarda bulunup kaçırılan ve Kültür Bakanlığı'nca verilen uzun bir hukuk savaşından sonra, 1993 yılında yeniden Türkiye'ye getirilen çok sayıdaki altın esere 'Karun Hazineleri' deniliyor.

MÖ 6. yüzyıl Lidya sanatının en görkemli eserleri olarak bilinen, altın, gümüş, bronz ve mermerden meydana gelen bu hazineler, bugün Uşak Müzesi'nde sergileniyor ve milattan önceki parıltıları, ziyaretçilerin gözlerini kamaştırmaya devam ediyor.



İLKLER ŞEHRİ UŞAK
Kökü çok eskilere dayanan Uşak, İç Ege'nin mütevazı bir şehri iken, 1900'lü yılların başlarından itibaren üst üste gerçekleştirdiği sanayi hamleleri ile ülke geleceğini ve millet kaderini tayinde ne denli iddialı olduğunu ortaya koymuştur. İlk şeker ve iplik fabrikaları, adı Uşak ile özdeşleştirilmiş battaniyesi, tekstil ve seramik sektöründeki başarısı, deri sektöründeki iddiası ile Uşak haklı olarak "Aşıklar Diyarı" unvanına layık olan modern bir şehirdir.

A- 1913 Sanayi Sayımında 13 Kuruluşun 3 Tanesi UŞAK'TA:
XIX. yüzyılın son çeyreğinde, Uşak kazasında yün ipliği imalatı için fabrikalar kurulmuştur. Uşak'ın büyük halı tüccarlarından, Tirit oğlu Mehmet Paşa, Hamza zade Hacı Hüseyin, Hacı Gedik zade ve Hacı Mustafa Efendiler halı ipliği üretmek ve şayak (Kaba dokunmuş dayanıklı bir çeşit kumaş) dokumak üzere 1898 yılında bir fabrika kurdular. Bu fabrikanın arkasından Yılancı zadeler ve 1902 yılında Bacak zadeler birer iplik fabrikası kurmuşlardır. 1905 yılında ise Bıçakcızade Biraderler ve Mehmet Zeki Kumpanyası iplik fabrikaları açılmıştır. 1910 yılında Hamza zade ve ortakları şayak fabrikası kurmuşlardır. XX. yüzyılın başlarında Türkiye'de çok az sayıda fabrika olduğu düşünülürse, Uşak'ta iplik fabrikalarının kurulması önemini bir kat daha arttırmıştır. Nitekim 1913 sanayi sayımına göre,
Türkiye'de yün ipliği üretimi ve yün dokumacılığı yapan 13 kuruluştan 3 tanesi Uşak kazasında bulunuyordu. Uşak'taki iplik fabrikaları Cumhuriyet devrinde eski işlevlerinin yanında dokumacılığın diğer sahalarına; kaşmir (İnce, sık bir tür yün), şayak ve kumaş dokuma işlerine yönelmişlerdir. Cumhuriyet'in ilk on yılında Uşak'taki fabrika sayısı 5'e yükselmiştir. 1967 yılında ilde faaliyet gösteren 38 adet yün iplik fabrikası bulunmaktaydı. 1983 yılında ilde yün ipliği ve yünlü dokuma imal eden büyüklü küçüklü 78 atölye ve fabrika bulunmaktaydı.

B- Türkiye'nin İlk Çokortaklı Şirketi ve İlk Şeker Fabrikası
Osmanlı Devleti'nde şeker fabrikası kurmak için XIX. yüzyıl ile XX. yüzyılın başlarında yapılan şahsi teşebbüsler çeşitli engeller yüzünden gerçekleşememiştir. Cumhuriyet Döneminde özel sermaye ile Uşak'ta ilk şeker fabrikasını tesis eden Nuri (Şeker) Bey'in kafasında bu düşünce daha Osmanlı döneminde oluşmaya başlamıştır. Araştırmacı bir kişiliğe sahip olan Nuri Bey, Avrupa'dan şekerin, pancardan çıkarıldığını öğrendikten sonra XX. yüzyılın başlarında pancar yetiştirerek şeker üretmek için faaliyete geçmiştir. Çiftçilikle uğraşan köylülere pancar ziraatının nasıl yapılacağını öğretmiştir.

Cumhuriyetin ilânından önce şeker fabrikası kurmak için harekete geçen Nuri Bey'in çok özverili çalışmaları sayesinde, 17 Aralık 1926 tarihinde Uşak'ta Türkiye'nin ilk şeker fabrikası açılmıştır. Fabrika en fazla 60.000 ton pancar işleyerek, 6.000 ton şeker üretecek kapasitedeydi. Böylece Türkiye'de özel sermaye ile ilk sanayi hamlesi başlatılmıştır.

Uzun ve yorucu bir kuruluş aşamasından sonra fabrikanın açılış töreni yapılmış ve üretilen şekerlerden numune olarak Mustafa Kemal Paşa'ya götürüldüğünde Paşa, Nuri Bey'e "Her sahada madalyamız vardı. Sen ilk iktisat madalyasını bize kazandırdın... Ben düşmanı denize döktüm, sen iktisadi harp ilan ediyorsun... Bu şeref hangi aileye nasip olur" diyerek Nuri Bey'i olağanüstü çalışmalarından dolayı övmüştür. Fabrika, işletmeye açıldıktan bir süre sonra işletme sermayesi sıkıntısı sebebiyle Atatürk'ün emriyle devletleştirilmiştir.
Nuri Şeker öncülüğünde kurulan Uşak Şeker Fabrikası, Cumhuriyet Döneminin ilk çok ortaklı tesisi olması açısından, Türkiye ekonomisi için önemli katkıları olan bir tesistir. Fabrika, başta şeker pancarı ile uğraşan köylüler, pancarı işleyen fabrika personeli, tesise hammadde getiren ve üretilen şekeri pazara taşıyan nakliyeciler, fabrikaya çeşitli ürünler satan ve üretilen ürünü il içi ve dışında pazarlayan esnaf olmak üzere farklı sektörlere önemli katkılar sağlamaktadır.

Uşak Şeker Fabrikası şeker pancarından şeker üretirken geriye posa halinde kalan küspeyi köylüler hayvanlara yediriyordu. Şeker üretirken geriye kalan melas önceleri müskirat içkisi yapan yerlere göndermekteydi. 1931 yılında Uşak Şeker Fabrikası yanında bir ispirto fabrikası kurulmasıyla, Uşak yeni bir fabrikaya daha kavuşmuştur.

C- Elektriği İlk Kullanan Anadolu Kenti
Uşak şehir merkezine, belediyenin çalışmaları sonucunda 1902 yılında elektrik getirilerek, kaza aydınlatılmıştır. 1931 yılında Uşak kaza merkezinde 25.000 TL sermayeli bir elektrik şirketi kurulmuştur. Zamanla elektrik fabrikası kaza merkezinin ihtiyacına cevap veremez duruma geldiğinden, şirket kurulduktan sonra yeni bir elektrik fabrikası kurulmuş ve 6 Mart 1932 yılında bu fabrikanın açılış töreni yapılmıştır. 1935 yılında hissedarların kararı ile sermayede büyük payı olan belediye, 1936 yılında adı geçen şirketi satın almıştır. Cereyan işini de kendi makinesinden temin etmeye başlamıştır. 1953'de bu makinenin yerine dizel jeneratörler getirilerek, konutların yanında kısmen sanayiye de elektrik verilmeye başlanmıştır.

MADALYONLU HALILAR ŞEHRİ
Uşak'tayız. Bilinen en eski adları Temenothyrae ve Flaviopolis olan Uşak'ın bugünkü adının, Çağatay Türkçesi'nde 'aşıklar diyarı'; Arapça'da 'oğul, torun' anlamına gelen Uşşak'tan kaynaklandığı düşünülüyor. Uşak'ın eski tarihli yerleşim bölgesindeki Aybey, Işık, Karaağaç ve Kurtuluş mahallelerinden geçiyoruz. Buram buram Osmanlı kokan evler görüyoruz. Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına alınan bu evlerin birinci katları taş, ikinci katları ise ahşap. Evler cumbalı, beşik çatılı ve çatıların üstü fes kırmızısı eski zaman kiremitleriyle örtülü.
Arnavutkaldırımlı dar sokaklardan ilerlerken, kulağımıza ritmik sesler çalınıyor. Sesi izleyip, loş ışıklı büyücek bir yere giriyoruz. Karşımızda bir halı tezgâhı ve o tezgâhta ünlü Uşak halılarından birini dokuyan bir kadın. Dokunan halının alev kırmızıları, yakıcı mavileri, güneş tozu sarıları ve sonsuzluğa akıp giden billur beyazları, o loş odada bir yıldırım gibi parlıyor. Her bir metrekaresinde tam 103 bin düğüm olan ve 500 renk seçeneğine sahip Uşak halıları, 'madalyonlu' ve 'yıldızlı' olmak üzere iki ayrı tipte dokunuyor. Uşak'ın Eşme ilçesinde dokunan Eşme kilimleri de çok ünlü. Bu kilimler, renkleri yıllar geçtikçe solmak şöyle dursun daha da parlayan kök boyaları ile yapılıyor.

Aşıklar Diyarı Uşak
Uşak, bir yandan hızla büyüyen modern bir şehir, bir yandan da sahip olduğu binlerce yıllık zengin bir tarihin görkemli renklerini taşımayı sürdüren bir yerleşim merkezi.

Yüzleri sanki usta bir ressam tarafından kalemle çizilmiş ince ve soylu çizgilere sahip adamlar, atlarının üzerinde oturuyorlar. Kendileri gibi adeta bir resme benzeyen Arap kısraklarının üstünde, taze yeşil bir servi gibi ince uzun duruyorlar. Derken tok bir davul sesi, uzun bir düdük. Atlılar bir anda hareketleniyor. Ellerindeki ağır meşe sopasını başlarının üzerinde fır fır döndürüp, dört nala at koşturuyorlar. Türklerin en eski ata sporu olan ciritte kıyasıya bir mücadele daha başlıyor. Soylu Arap atlarının şimşek gibi koşarken ayaklarının altından çıkan toz bulutu, Banaz Çayı'nın üzerinden renkli bir kuş sürüsü gibi uçarak, ta karşıdaki Murat Dağı'na doğru savruluyor.



SANKİ BİR 'ZAMAN MAKİNESİ'
Uşak'tayız. Hemen yanımızdaki geniş Ankara-İzmir karayolundan vızır vızır son model otomobiller geçiyor. Uşak'ı İzmir'e bağlayan demiryolundan Diesel lokomotiflerin yumuşak uğultusu yükseliyor. 2006 yılında olduğumuz besbelli işte. Derken bir de bakıyoruz ki karşımızda, yalçın kayalıkları ve vahşi doğası ile uzun ve derin bir vadi. Uşak'ın ünlü 75 kilometrelik Ulubey Kanyonları, binlerce yıldır korudukları sessizlik ve sırlarıyla bizi bir anda milattan önceki dönemlere atıveriyor. Banaz Çayı üzerindeki Clandıras Köprüsü'nden geçerken, bu köprüyü yapan Lidya Krallığı dönemine giriyoruz. Sonra Osmanlı döneminden kalma Çataltepe Köprüsü'nden yürüyoruz ve bu kez de sefere çıkmış yeniçeriler arasında buluveriyoruz kendimizi. Görünmeyen bir 'zaman makinesi'nin içindeyiz sanki. Bir milattan önce 4000'lerdeyiz, bir milattan sonra 2000'lerde.

UZUN VE ZENGİN BİR TARİH
Uşak'tayız. Tarihi, MÖ 4000'lere uzanan kentten, eski dönemlerin bütün büyük uygarlıkları gelmiş geçmiş. Hititler MÖ 2500'lere kadar hüküm sürer. Sonra Luviler gelir. Hitit Krallığı dağılınca iyice boşalan bölge, Ege göçleriyle Anadolu'ya savrulan Frigler tarafından doldurulur. Tarihte ilk kez bir 'altın uygarlığı' kuran Lidyalıları, Persler, Büyük İskender'in Makedonları, Romalılar, Bizanslılar izler. Sonra Orta Asya'dan Selçuklular yerleşir bu bölgeye... 1429 yılında Osmanlı topraklarına katılan Uşak, Cumhuriyet döneminde Kütahya'ya bağlı bir ilçeyken 1953 yılında il haline getirilir.

UŞAK’TA KONAKLAYABİLECEĞİNİZ YERLER

DÜLGEROĞLU OTEL
ODA & ÖZELLİKLERİ: Uşak Dülgeroğlu Otel Her Biri Özel Tasarlanmış 5 Suit Oda, 1 Double Oda, 9 İki Kişilik Oda, 5 Tek Kişilik Oda ve Toplamda 20 Oda 45 Yatak Kapasiteli Olan Otelin Oda Özellikleri, Telefon, Tuvalet, Banyo, Saç Kurutma Makinası, Split Klima, Merkezi Klima, Uydu Yayınlı Televizyon, Minibar, Kiralık Kasa, Müzik, 24 saat Sıcak Su ve Balkon olarak dizayn edilmiştir.

YEME & İÇME: Uşak Dülgeroğlu Otel'in Çalışma Sistemi Oda Kahvaltı, Yarım Pansiyon Olup Şadırvan Cafe, Paşa Bar ve Ana Restorantında Türk Mutfağı ve Dünya mutfağının kusursuz servisi ile müşterilerine unutulmaz anlar yaşatıp özel günler sunmaktadır.

SERVİS & HİZMETLERİ: Uşak Dülgeroğlu Otelde Resepsiyonda Emanet Kasası, TV Odası, Oto Park, Jeneratör, 24 Saat Oda Servisi Yararlanabilirsiniz.

SEMİNER & TOPLANTI: Uşak Dülgeroğlu Otelin tam donanımlı 2 toplantı salonunda Masa Mikrofonu, Ses Kayıt Sistemi, Işık Sistemi, Dvd Oynatıcı, Vcd Oynatıcı, Video, Sahne, Kürsü, Müzik Yayını, Slayt Oynatıcı, Bilgisayar Projektörü, Projektör Perdesi, Kurumsal internet bağlantısı, Ses Sistemi, Kablosuz mikrofon, TV, Yazı Tahtası, Faks, Klima Mevcuttur. Balo Salonu 200 Kişilik. Konferans Salonu 50 Kişilikdir.

KONUM: Otel Uşak Dülgeroğlu Uşak Şehir Merkezinde Olup Otagara Uzaklığı 3 km Mesafede Yer Almaktadır.

SAHLAN OTEL

ODA & ÖZELLİKLERİ: Uşak Sahlan 1 Otel Her Biri Özel Tasarlanmış 21 Oda 39 Yatak Kapasiteli Olan Otelin Oda Özellikleri, Telefon, Tuvalet, Banyo, Saç Kurutma Makinası, Split Klima, Merkezi Klima, Televizyon, Telesekreter, Minibar, Kiralık Kasa, Müzik, 24 saat Sıcak Su ve Balkon olarak dizayn edilmiştir.

YEME & İÇME: Uşak Uşak Sahlan 1 Otel'in Çalışma Sistemi Oda Kahvaltı, 1Adet Bar ve Ana Restaurant, Olup Restorantında Türk Mutfağı ve Dünya mutfağının kusursuz servisi ile müşterilerine unutulmaz anlar yaşatıp özel günler sunmaktadır.

SERVİS & HİZMETLERİ: Uşak Sahlan 1 Otelde Resepsiyonda Emanet Kasası, TV Odası, Bahçe, Oto Park, Jeneratör, Asansör Hizmetlerinden Yararlanabilirsiniz.

KONUM: Otel Uşak Sahlan 1 Uşak Şehir Merkezinde Olup Otagara Uzaklığı 3 km Mesafede Yer Almaktadır



İlimize Ait Resimlerimiz

 
...:::46. Bölge Uşak Eczacı Odası:::...





Üye Girişi
 Kullanıcı Adı :  
 Şifre :  
 Beni Hatırla :  
 
Diğer
  • www.havanikoru.org.tr
  • Dumansız Hava Sahası
     
    Eczacılık
  • ICD 10 RAPOR PROGRAMI
  • TEB
     
    Güncel
  • TC Kimlik Numarası
     
    Resmi Kurum
  • SGK
     
    Uşak Eczane Teknisyenleri
  • Uşak Eczane Teknisyenleri Derneği
     
    Arama  
    Haberler : Duyuru :

    Hava Durumu
    IMKB
    E-Posta Girişi
     Kullanıcı Adı :  
     Şifre :