TBMM SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU’NDA GÖRÜŞÜLMEKTE OLAN KANUN TEKLİFİ HAKKINDA..



Basına ve kamuoyuna, 
30 Ekim 2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda görüşülmeye başlanan ve görüşmeleri halen devam eden, kamuoyunda kısaca Sağlıkta Torba Yasa diye bilinen “Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” gerek sağlık hizmetleri alanının bütünü gerekse mesleğimiz açısından kapsamlı bir şekilde değerlendirilmelidir.
Görüşülmekte olan Kanun Teklifinin 10. Maddesi ile 1262 Sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu’nun 20. Maddesinde değişiklik yapılarak reçetesiz ilaç satışı yapılması halinde kutu başına iki bin Türk Lirası idari para cezası öngörülmüş olması, doğrudan doğruya eczane ekonomilerine ciddi zarar verecek nitelikte bir düzenlemedir. Reçetesiz ilaç satışını önlemek amacıyla öngörülen bu değişiklik, eczane ekonomilerinin sürdürülebilirliği göz önüne alınarak yeniden değerlendirilmelidir. 
Mesleğimiz açısından yapısal değişiklikler öngören söz konusu kanun teklifinin en çok tartışılan hükümlerinden biri de 2012’de o dönem eşine ender rastlanacak bir şekilde Yüce Meclis’te grubu bulunan tüm siyasal partilerin uzlaşmasıyla 6197 Sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’da yapılan değişiklik ile hayatımıza giren “Yardımcı Eczacılık” düzenlemesidir. 
Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’da 2012 yılında gerçekleştirilen değişiklikler eczacılar ve eczacı meslek örgütleri olarak 1990’ların ortasından itibaren tartıştığımız, netleştirdiğimiz ve mutabık kalarak yasaya eklenmesini talep ettiğimiz düzenlemelerdir. Yardımcı eczacılık düzenlemesinin tarihsel arka planını, amaçlarını ve yasalaşma süreçlerini göz ardı ederek yürütülmeye çalışılan bu tartışmalar büyük emek verilerek hazırlanan bir yasanın popülist kaygılara kurban edildiği izlenimi yaratmaktadır. 
Yardımcı eczacılık düzenlemesinin getirilmesindeki amaç; serbest eczane açacak eczacıların pratik deneyim kazanmasını, yeni istihdam imkânlarının oluşmasını ve daha nitelikli eczacılık hizmet sunumu yapılabilmesini sağlamaktır. Yardımcı eczacılık ve onunla birlikte ikinci eczacılık, eczane sınırlaması gibi düzenlemeler getirildiğinde bir geçiş süreci öngörülmüş, 2013-2014 eğitim-öğretim yılından itibaren Eczacılık Fakültesi’ne kayıt yaptıranları kapsayacağı yasada açıkça belirtilmiştir. Böylelikle o dönem Eczacılık Fakültesi’nde öğrenim görmekte olanların hakları korunmuş, üniversite sınavında Eczacılık Fakültesi’ni tercih edeceklerin eczane sınırlaması ve yardımcı eczacılık hükümlerini bilerek tercih yapmaları amaçlanmıştır. Genç meslektaşlarımızın bu ülkedeki binlerce genç gibi geleceğe dair kaygıları kuşkusuz paylaştığımız ve giderilmesi için yoğun çaba sarf ettiğimiz bir meseledir. Ancak burada asıl tartışılması gereken mesele plansız-programsız-altyapısız ve eczacı öğretim üyesinden yoksun olarak her geçen gün bir yenisi açılan Eczacılık Fakülteleri ve Fakülte kontenjanlarındaki artış ile kamuda ve ilaç sektöründe eczacı istihdamındaki yetersizliktir. Eczacı işgücü ve istihdamı konusunda Birliğimizin her zeminde dillendirdiği ve yetkili kurumlara ilettiği taleplere ilişkin somut adımlar atılmazken, yardımcı eczacılığın iptaline indirgeyerek yürütülen bu tartışma eczacı istihdamı açısından hiçbir çözüm getirmeyecek kısır bir tartışmadır. 
Daha önce defalarca ifade ettiğimiz gibi yardımcı eczacı çalıştırılması noktasında sorumluluk sadece eczanelere yüklenemez. Bu sorumluluk Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılmalı, hastane eczanelerinde yardımcı eczacı çalıştırılmalı ve serbest eczanelere muhakkak surette KOSGEB yahut İŞ-KUR desteği gibi kamu desteği sağlanmalıdır. Ülkemizde istihdam seferberliğinin ilan edildiği bir dönemde binlerce eczacının nitelikli istihdamını sağlayacak bu düzenlemeye teşvik sağlanması taleplerimiz mutlaka desteklenmelidir. Diğer yandan şu an ortada bir mağduriyet varsa o da üzerinden beş ay geçmesine rağmen Yardımcı Eczacı Çalıştırmaya Dair Kılavuzun bir türlü yayınlanmamış olmasıdır.  
Bu doğrultuda gençlerimizin aleyhine olan, onlar için mağduriyet yaratan bir düzenlemeyi sadece Türk Eczacıları Birliği’nin savunduğuna dair algı operasyonu yönetilerek Birliğimizin hedef tahtasına koyulmuş olması asla ve asla kabul edilemez.
Türk Eczacıları Birliği ve Bölge Eczacı Odaları olarak hem Eczacılık Fakültelerinde alınan teorik eğitimin pratik deneyim ile tamamlanması aşaması olarak gördüğümüz hem de mesleğimiz için yeni bir istihdam alanı olarak değerlendirdiğimiz yardımcı eczacılık düzenlemesinin konunun tüm tarafları ile hiçbir mağduriyet yaratmayacak şekilde uygulamaya alınması için çaba sarf edilmesi gerektiğini kamuoyuna saygıyla ilân ederiz.